|
Başlık |
Yazı |
|---|---|
| Suçluya ceza zulüm müdür? |
Sual: Bir ateist, (Kâfir niye Cehenneme gidip azap görsün ki? Kâfiri
Allah yaratmadı mı? Ne diye O Cehenneme atıyor? Bu insanlığa, adalete yakışır mı,
zulüm değil mi) diyor. Ne cevap verebiliriz? |
| Suçu kendimizde aramak |
Sual: Suçsuz yere çeşitli iftira ve hakaretlere uğruyorum. Suçum yokken birisi gelip sataşıyor. Kimi alacağımı vermiyor, kimi borçlu çıkartıyor. Dualarım kabul olmuyor. Sıkıntılar, belalar yakamı bırakmıyor. Bunların gerçek sebebi... |
| Sücûd |
Secde; namazın içindeki farzlardan biri. Namazda alnı ve burnu yere koyma. (Bkz. Secde) |
| Suda Boğulma |
(Bkz. İlk Yardım) |
| Südüs |
Altıda bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda bildirilen altıda bir hisse (pay). |
| Süeda |
Saadetli, kutlu, uğurlu. saidin çoğulu. |
| Şüf'a |
Başkasına satılmış olan bir mülkü, satış değeri ile satın almak hakkı. Bu hakka mâlik olan kimseye şefî' denir. |
| Süftece |
Tahrîmen mekrûh olan bir havâle şekli. Yolcuya borç verip, gittiğin yerde, falancaya ödeyeceksin demek. |
| Şühedâ |
Şehîdler, vatan, din ve milletine hizmette ölenler. (Bkz. Şehîd) |
| Süheyb-i Rûmî |
Allah yolunda malını mülkünü terkeden sahâbî. |
| Sühreverdiyye |
Evliyânın büyüklerinden Ebû Hafs Ömer bin Muhammed Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. |
| Şühûd |
Görme. Tasavvuf yolunda ilerleyenin kalb ve rûh ile çeşitli mertebeleri görmesi. |
| Şühûd-i Ehadiyet |
Tasavvuf yolunda çalışan kimselerin, mahlûklarda Allahü teâlânın sıfatlarını görmeleri hâli. Şühûd-i Vahdet. |
| Şühûd-i Enfüsî |
Kendi hakîkatini görme. Tasavvuf yolunda Allahü teâlâya yakın olma hâli. Tasavvuf makamlarını kalb gözüyle görme. |
| Şühûd-i İlâhî |
Bu âlem (mahlûklar âlemi) ile hiçbir münâsebeti olmadan Allahü teâlâyı müşâhede, görme. |
| Şühûd-i Tecellî (Şühûd-i Sûrî) |
Tasavvuf yolunda ilerleyen kimsenin tecellinin sûretlerini müşâhedesi. |
| Suhuf |
1.Dört büyük ilâhî kitab dışında gönderilen kitapçıklar, formalar. Peygamberlere (aleyhimüsselâm) Allahü teâlâ tarafından gelen yüz dört kitaptan ilk yüz tânesi. |
| Suizan hüsnü zan |
Sual: Suizannın dindeki yeri nedir? |
| Sükeyne |
Sessiz, sakin, başlı, vakarlı. |
| Süknâ |
Oturulacak yer, ev. |
| Şükr (Şükür) |
Verilen nîmetleri yerli yerinde kullanma. Allahü teâlâya, verdiği nîmetlerle isyân etmeme. Nîmetleri kullanırken sâhibini unutmama. Görülen iyiliğe karşı teşekkür. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyma. Allahü teâlâ Kur... |
| Şükr Secdesi |
Kendisine nîmet gelen veya bir dertten ve sıkıntıdan kurtulan kimsenin, Allahü teâlâ için yaptığı secde. (Bkz. Secde) |
| Şükran |
Teşekkür eden, münnettar kalan. |
| sukru_cido | |
| Şükufe |
Çiçek gibi güzel, tomurcuk. |
| Şükür gerekir şükür |
Saat gibiyse böbrek |
| Şükür ve hamd |
Sual: Şükür nedir? |
| Sükût |
Susmak. |
| Sulbiyye |
Ferâiz ilminde yâni İslâm mîrâs hukûkunda bir kimsenin öz kız evlâdı. |
| Şule |
Alev, parıltı. |
| Sulehâ |
Sâlihler, günâh işlememeye gayret edenler. (Bkz. Sâlih) |
| Süleyman |
Her hayvanın dilini bilirdi. Cinden askeri vardı. |
| Süleyman Aleyhisselam |
İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Davud aleyhisselamın oğludur. Yakub aleyhisselamın neslindendir. Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu. Hem peygamber hem sultandı. Çocukluğundan beri bilgili, iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınm... |
| Süleymân Aleyhisselâm |
Kur'ân-ı kerîmde ismi geçen peygamberlerden. |
| Sulh |
Barış. |
| Sultan sana |
Derdime bir derman dersen, |